- Mesajlar
- 587
- Evin Durumu
- Aile Evi
- İlişki Durumu
- Bekar
her konuda işi biliyorlar yavJaponlar işi biliyormuş
deprem oluyor binalar sallanıyor ama çökmüyor.
Ulan bizimkiler mi müslüman onlar mı belli değil ne acı ki
Sorularınızı sorabilir, bilgilerinizi paylaşabilirsiniz. Sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Ücretsiz Kayıt Olher konuda işi biliyorlar yavJaponlar işi biliyormuş
o biraz da tutumluluktan kaynaklanıyor tabi bi deLazım olur belki diye duruyorO zaman hiç mi gelmiyor acaba? Ben de diyorum ki birşeyi istemek yeterli lazım olursa yine alırız ama günümüze uyan modelini...
Aynen sadelikte huzur var. Fazla eşya sadece insana yük. Kullanılmayan hiç bir şey evde tutulmamali hele ki kiracı olanlar için çok çok daha önemli bu konu.Öyle rahatlatıyor ki insanı böyle küçük kahve köşeleri ben huzur buluyorum kendi balkonumda evet eski geleneklere göre bir yaşayış ve dekorasyon bekliyorlar aslında ben de o hataya İlk başlarda düşmüştüm ama sonra o kadar rahatsız oldum ki bu görüntüden tek tek tek hepsini değiştirdim şu anda sadece ve sadece kendi alanımda huzur bulduğum eşyaları tutuyorum mesela biri geldiği zaman direk balkona salıncağa geçiyor karşılıklı salıncakta kahve içiyoruz. Geleneklerimize göre misafirperverlik çok önemli olduğu için onları da anlıyorum bir yandan ama yaşantıyı ve eşyaları bir tık modernleştirmek ve lüks görüntüye kavuşturmak gerekiyor. Bu modern ve lüks görünüm illa milyonlar harcamak değil aslında ufak dokunuşlar ufak detaylar çok önemli..
Evet gerçekten öyle oluyor. Hele ki ne büyük fedakarlıklarla alınan ve vitrinlerde sergilenen bardaklar çeyiz takımları. Özel günlerde giyilir diye alınan kıyafetler... Daha neler neler biz öldükten sonra değer görmediği için çöpün yanında bulacak maalesef kendini.Biz o eski eşyalara kütüphane mantığı ile bakıyoruz da ondan .Kitap gibi istifliyoruz .Ya bir gün gelir okumaya ihtiyacımız olursa ver köşem deriz mantığıyla.Böyle olunca da bizim yerimize eşyalar evi kullanıyor ve biz göçüp gidiyoruz o eşyalar hala orda veya gözümüzden bile sakındığımız eşyalar çöpün kenarında duruyor bizden sonraki değer vermeyenler tarafından.
Sadece eşyalar değil birkaç ay içinde tüketmek için hazırlanan konserveler buzluktaki yiyecekler onları bile yemek kısmet olmadı vefat edenlere. Eşya, yiyecek istiflemenin ne kadar boş olduğunu o deprem zamanı gördükÖyle maalesef.. Hatay depreminde ne oldu hep beraber gördük. Eşya yığını.. Eşyaların arasında kaybolan boşluklar.. Ne acı ki geriye sadece anılar kalıyor. O yüzden eşyalara anlam yüklemek, büyük anlamsızlık..
Aynen Japonlar hayatın sırrını çözmüş eşyaya para harcamak yerine Dünya turuna çıkıyorlar ve hayattan tat alacakları aktiviteleri yapıyorlar. Bizde yıllarca oturma grubu taksitleri ödeyerek çalışmaya devam ediyoruzYıllardır anneme anlatmak istediğim olaylazım değilse niye duruyor. Bende tam olarak bu minimal sade yaşamı seviyorum. Her yer ferah ferah. Oh mis... Japonlar işi biliyormuş
Genelde yaşlılar bu tür tepkiler veriyor onlarınki tamamen psikolojik bir sorun diye düşünüyorum. Ama fazla eşya almak ve ya eve istif yapmak kapitalist sistemin bize dayattığı bir düşünce. İnsanlara aldıkça rahatlayacaksin alışveriş yaptıkça mutlu olacaksın düşüncesi empoze edildiği için çoğu kişi farkında olmadan sisteme uyuyor. Eve gelince cepte para kalmıyor ama ev eşya doluyor.Kimi insan eşyalarına öyle bağlıdır ki yeri değişince bile bunun yeri burası değil diye alır aynı yere koyar.Yada bi çocuk vitrin içindeki bi saati yada bibloyu yada bi oyuncağı almaya kalksa benim olsun mu dese dışından ailesinin yanında belli etmese de içinden kendini yerden yere duvardan duvara vurur. O çocuğun bi daha gelmesini istemez. Öyle bağımlılar var yani bildiğim.
Eski alimler başına sadece uzun Beyaz bir örtü baglarlarmis kavuk şeklinde. Bu dünyadan giderken üzerimize kefen bezi yapsınlar derlermiş yani bırak valizi öldükten sonra sadece günlük kullandıkları kıyafetler kalirmis kendilerine. Onları da öldükten sonra verileceği yeri vasiyet ederek bırakıp giderlermis. Bizim eve gelseler rahatlikla yeni gelin çeyizi dizilir mesela. Eşya bağımlılığı çok fazlaBence de çantasını alıp gidebilecek gibi olmalı insan. Bazen bazı koşullar çok ders veriyor ama ne yazık ki bu eşya takıntısı ve tutkusu insanı bir yerden başka bir yere bile götüremiyor. Özgür olmalı insan her koşulda, eşyanın bile kölesi olmamalı..
Kalıplaşmış şeylerin dışına çıkmak lazım artık. Yenilenen sadece bizler değiliz, Dünya yenileniyor. Ama maalesef bazı kesimlere bakın bir adım ileriye gidemiyor.Genelde yaşlılar bu tür tepkiler veriyor onlarınki tamamen psikolojik bir sorun diye düşünüyorum. Ama fazla eşya almak ve ya eve istif yapmak kapitalist sistemin bize dayattığı bir düşünce. İnsanlara aldıkça rahatlayacaksin alışveriş yaptıkça mutlu olacaksın düşüncesi empoze edildiği için çoğu kişi farkında olmadan sisteme uyuyor. Eve gelince cepte para kalmıyor ama ev eşya doluyor.
Evet yaşlılar öyle.Ya bizler.Alışveriş çılgınlıklarıyla aldığımız lazım olmayan artık lüzumsuz, karanlık oda hangisi ise üzeri toz kaplamış kutularının içinde ööle bekleyen şeylerle dolduruyoruz ki evlerimizi.Genelde yaşlılar bu tür tepkiler veriyor onlarınki tamamen psikolojik bir sorun diye düşünüyorum. Ama fazla eşya almak ve ya eve istif yapmak kapitalist sistemin bize dayattığı bir düşünce. İnsanlara aldıkça rahatlayacaksin alışveriş yaptıkça mutlu olacaksın düşüncesi empoze edildiği için çoğu kişi farkında olmadan sisteme uyuyor. Eve gelince cepte para kalmıyor ama ev eşya doluyor.
Arkadaşlarım beni bu yüzden çok seviyor sanırım.. 'Ya bu çok güzelmiş' dedikleri ne varsa, asla kiskanmam hemen hediye ederim. İnsan yaş aldıkça değil, yaşamdan ders aldıkça eşyalara verdiği kıymet azalıyor bence. Önceleri bende kiyafetlerimi veremezdim mesela. Aynı durumu şuan gülerek hatırlıyorum..Kimi insan eşyalarına öyle bağlıdır ki yeri değişince bile bunun yeri burası değil diye alır aynı yere koyar.Yada bi çocuk vitrin içindeki bi saati yada bibloyu yada bi oyuncağı almaya kalksa benim olsun mu dese dışından ailesinin yanında belli etmese de içinden kendini yerden yere duvardan duvara vurur. O çocuğun bi daha gelmesini istemez. Öyle bağımlılar var yani bildiğim.
Aynen ev tutarken artık 2 3 oda yetmiyor eşyalar için ayrı odalar yapmaya başladılar. Kiler odası kıyafet odası. Hele ki kıyafet odası tamamen insanın daha fazla alışveriş yapmasına yönelik olarak çıkarılmış bir şey benceEvet yaşlılar öyle.Ya bizler.Alışveriş çılgınlıklarıyla aldığımız lazım olmayan artık lüzumsuz, karanlık oda hangisi ise üzeri toz kaplamış kutularının içinde ööle bekleyen şeylerle dolduruyoruz ki evlerimizi.